İstanbul’da yaşanan aşırı yağışlar, Türkiye’nin yalnızca deprem değil, taşkın ve heyelan riskiyle de karşı karşıya olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak bu tablo, özellikle Trabzon ve Doğu Karadeniz için çok daha ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
İstanbul’un Beykoz ilçesinde kaydedilen 242 milimetrelik yağış, 2015 yılında Artvin’in Hopa ilçesinde büyük taşkın ve heyelanlara neden olan 287,2 milimetrelik yağışın yaklaşık yüzde 84’üne ulaştı. Bu rakamlar, aşırı yağışların artık yalnızca Doğu Karadeniz’in sorunu olarak görülmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Peki, Trabzon bu tehlikeye ne kadar hazır?
Trabzon’da geçmişte yaşanan su baskınları ve taşkınlar, meselenin yalnızca yağmurun şiddetiyle açıklanamayacağını gösteriyor. Dere yataklarının daraltılması, plansız yapılaşma, betonlaşma ve yetersiz drenaj sistemleri, yoğun yağışların afete dönüşme riskini artırıyor. Özellikle dere yatakları çevresindeki yapılaşma ve suyun doğal akış yollarına yapılan müdahaleler, üzerinde ciddiyetle durulması gereken konuların başında geliyor.
Trabzon gibi eğimli arazilerin ve yoğun yağış alan havzaların bulunduğu bir kentte, taşkın tehlikesinin yanı sıra heyelan riski de göz ardı edilmemeli. Çünkü aynı yağış bir bölgede yolları ve mahalleleri sular altında bırakırken, başka bir bölgede heyelanları tetikleyebiliyor.
Artık felaket yaşandıktan sonra önlem alma anlayışından vazgeçmeliyiz. Trabzon’un altyapısı, dere yatakları, yağmur suyu kanalları ve riskli bölgeleri bütüncül bir yaklaşımla yeniden değerlendirilmeli. Şehir planlamasında doğal su yolları korunmalı, riskli alanlarda gerekli tedbirler gecikmeden alınmalı.
Unutmayalım; yağmur doğal bir olaydır, ancak yağışın felakete dönüşmesinde yanlış planlama ve ihmallerin payı olabilir.
İstanbul’da yaşananlar, Trabzon başta olmak üzere bütün Karadeniz kentleri için açık bir uyarıdır. Önemli olan felaketin ardından nedenlerini konuşmak değil, felaket yaşanmadan önce gerekli önlemleri almaktır.
Fotoğraf Trabzon Tabakhane vadisi, Zafer Mahallesinde yaşanan 1990 yılındaki selden çekilmiş. 7 yaşında bir çocuk olarak olayın canlı şahitlerinden biriyim. Kıyamet gibi bir güne uyandık, halen felaket gözlerimin önünde çöken yollar. yolun altına girmiş araçlar...